Sultan V. Murad: Osmanlı’nın Mason Padişa...
0% 6 dk kaldı
السلطان مراد الخامس

Sultan V. Murad: Osmanlı’nın Mason Padişahı ve 93 Günlük Trajedi

6 dk okuma Güncellendi: Aralık 27, 2025

Osmanlı tarihinin tozlu raflarında, sadece saltanat süresiyle değil, entelektüel kimliği ve hanedan içinde benzeri görülmemiş bir özelliğiyle ayrışan bir isim var: Sultan V. Murad. O, Osmanlı tahtına oturan ilk ve tek Mason padişahtır.

Ancak bu parlak zekalı şehzadenin hikayesi, imparatorluğun en büyük trajedilerinden birine dönüştü. Amcası Sultan Abdülaziz’in darbe ile indirilmesi ve ardından gelen şüpheli ölümü, V. Murad’ın hassas ruhunda onarılmaz yaralar açtı. Sonuç? Sadece 93 gün süren bir saltanat, ağır bir sinir krizi ve ömrünün geri kalanını geçireceği altın bir kafes.

Sultan Murad V.

Sultan V. Murad’ın Soyağacı ve Kökeni

Sultan V. Murad, kökleri Ertuğrul Gazi’ye kadar uzanan Osmanlı hanedanının asil bir ferdidir. Babası, Tanzimat döneminin reformist padişahı Sultan Abdülmecid’dir. Soyağacı, adeta bir tarih dersi niteliğindedir:

O, Sultan Abdülmecid’in oğlu, II. Mahmud’un torunu, I. Abdülhamid’in torununun oğlu. Silsile; III. Ahmed, IV. Mehmed, I. İbrahim, I. Ahmed, III. Mehmed, III. Murad, II. Selim, Kanuni Sultan Süleyman, I. Selim, II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmed, II. Murad, I. Mehmed, I. Bayezid, I. Murad, Orhan Gazi, Osman Gazi ve nihayetinde Ertuğrul Gazi’ye kadar uzanır.

Şehzadelik Yılları: Batılı Bir Entelektüel

Çırağan Sarayı’nda dünyaya gelen Şehzade Murad, klasik saray eğitiminin çok ötesine geçti. Kur’an ı Kerim ve Hadis ilimlerinin yanı sıra, ileri düzeyde Fransızca öğrendi ve piyanoda virtüözlük derecesine ulaştı.

Fransız edebiyatına olan hakimiyeti ve Batı müziğine duyduğu ilgi, onu dönemin diğer şehzadelerinden ayırıyordu. Hatta Batılılaşma yanlısı fikirleri, o dönemde Jön Türkler ve aydınlar arasında büyük bir umut ışığı olarak görülmesini sağladı.

Mimari ve sanata olan tutkusu da kayda değerdi. Kadıköy, Kurbağalıdere‘deki köşkünün inşası ve restorasyonu için ciddi harcamalar yaptı. İstanbul’un tarihi dokusu içinde kendine has bir dünya kuran Murad, melankolik ve derin düşünen bir karaktere sahipti. Günümüzde İstanbul’un tarihi atmosferini solumak isteyenler için İstanbul Alışveriş Rehberi gibi kaynaklar bu mirasın izlerini sürmek adına faydalı olabilir.

Hayatının dönüm noktası, 1867 yılında amcası Sultan Abdülaziz ile çıktığı meşhur Avrupa seyahati oldu. Bu gezi sırasında liberal fikirleri, akıcı Fransızcası ve nezaketiyle III. Napolyon ve Kraliçe Victoria gibi hükümdarların takdirini kazandı. Özellikle İngiltere Veliaht Prensi (sonradan Kral VII. Edward) ile kurduğu yakın dostluk, diplomatik çevrelerde uzun süre konuşuldu.

Bu dönemde, Osmanlı hanedanında bir ilke imza atarak Masonluğa katıldı. Proodos (İlerleme) Locası’na üye oldu ve hatta ritüellerin Türkçe yapıldığı “Envar ı Şarkiye” (Doğunun Işıkları) adında bağımsız bir loca kurmayı hedefledi. Ancak bu hayali, siyasi çalkantılar nedeniyle gerçekleşemedi.

Şehzadenin artan popülaritesi ve “tehlikeli” modern fikirleri, amcası Sultan Abdülaziz’i endişelendiriyordu. Murad üzerindeki baskı arttı; saraydan çıkışı izne bağlandı ve sıkı bir gözetim altına alındı. Ancak o, gizlice Fransız bir avukata anayasa taslakları hazırlatarak, tahta çıktığında meşrutiyeti ilan etmenin hayallerini kuruyordu.

93 Günlük Saltanat ve Büyük Çöküş

30 Mayıs 1876’da, reformist devlet adamlarının Sultan Abdülaziz’i tahttan indirmesiyle V. Murad padişah ilan edildi. Ancak bu yükseliş, büyük bir travmanın başlangıcıydı.

Tahta çıkışından sadece birkaç gün sonra, devrik Sultan Abdülaziz’in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunması (resmi kayıtlara intihar olarak geçse de cinayet şüphesi her zaman baki kaldı), V. Murad’ın narin sinir sistemini altüst etti. Kendisinin de benzer bir komplo ile öldürüleceği korkusu paranoyaya dönüştü. Durum o kadar vahimdi ki, bakanlarını bile tanıyamaz hale geldi.

Devlet krize girmişti. Padişahın geleneksel Kılıç Alayı yapılamıyor, yabancı elçiler huzura kabul edilemiyordu. Viyana’dan getirtilen ünlü psikiyatr Dr. Leidesdorf, Sultan’ı muayene etti ancak kısa vadede bir iyileşme öngöremedi. Teşhis netti: Melankoli ve şiddetli sinir bozukluğu.

Devletin başsız kalamayacağı gerçeği üzerine bürokratlar, Şehzade Abdülhamid’e yöneldi. Şeyhülislam’dan alınan “akli dengesi yerinde olmayan padişahın hilafeti caiz değildir” fetvasıyla, 31 Ağustos 1876’da V. Murad tahttan indirildi.

Böylece V. Murad, Osmanlı tarihinin en kısa süre hüküm süren padişahı olarak tarihe geçti. Yerine kardeşi II. Abdülhamid geçti.

Sultan Murad V., das Osmanische Reich

Çırağan Sarayı’nda Hapis Yılları

Hal’ edilmesinin ardından ailesiyle birlikte Çırağan Sarayı’na kapatılan V. Murad, ilginç bir şekilde sarayın sakin ortamında dokuz ay içinde sağlığına kavuştu. Ancak artık çok geçti; o bir kez “deli” damgası yemişti ve II. Abdülhamid için potansiyel bir tehditti.

Onu tekrar tahta geçirmek isteyen Ali Suavi gibi isimlerin düzenlediği başarısız baskınlar (Çırağan Vakası), güvenlik önlemlerinin daha da artırılmasına neden oldu. V. Murad, tam 28 yıl boyunca saraydan dışarı adım atamadan yaşadı. Bugün bu tarihi olayların geçtiği Boğaz kıyıları, Hilton İstanbul Bosphorus gibi otellerle modern dünyanın lüksünü sunsa da, o duvarlar büyük bir drama şahitlik etmiştir.

Vefatı ve Sessiz Vedası

Diyabet hastalığına yakalanan V. Murad, 29 Ağustos 1904’te Çırağan Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. II. Abdülhamid, halkın ilgisini çekmemek ve olası bir karışıklığı önlemek için cenaze töreninin sessizce yapılmasını emretti.

Ayrıca Bakınız: Ağrı Dağı Rehberi: Efsaneler, Gerçekler ve Zirve Yolu

Naaşı Topkapı Sarayı’nda yıkandıktan sonra Hidayet Camii’ne götürüldü ve Yeni Cami Turhan Valide Sultan Türbesi’ne, annesi Şevkefza Sultan’ın yanına defnedildi. Devlet töreni yapılmadı, ilanı verilmedi. Entelektüel birikimi ve yarım kalan hayalleriyle, Osmanlı’nın “bahtsız” padişahı olarak tarihteki yerini aldı.

Tarih meraklıları için, antik dünyanın sırlarını keşfetmek adına Efes Antik Kenti Rehberi yazımıza da göz atmanızı öneririz.

Sultan V. Murad gerçekten Mason muydu?

Evet, V. Murad şehzadelik yıllarında Masonluğa katılmıştır. Proodos (İlerleme) Locası’na üye olmuş ve hatta Türkçe ritüellerin uygulanacağı Envar-ı Şarkiye adında bir loca kurmayı planlamıştır.

Similar Posts