ناظم حكمت: 10 قصائد أساسية، معانيها وأين تقرؤها
عشر قصائد أساسية لناظم حكمت، من Seni Düşünmek إلى شجرة الجوز: بالتركية مع ترجمتنا، وأين كتبها، وأفضل الطبعات الإنجليزية.

كتب ناظم حكمت (1902–1963) من زنزانة السجن بعض أشهر قصائد الحب في الشعر التركي الحديث، ومن المنفى إحدى أحب قصائده عن الوطن. إليك عشر قصائد تبدأ بها: ثمانٍ منها كاملة مع ترجمتنا، وأين كتبها، والكتب الإنجليزية التي تستحق الشراء.
المختصر
عشر قصائد أولًا، ثم الملحمة.
- ابدأ بهذه: Seni Düşünmek، وYaşamaya Dair (عن العيش)، وCeviz Ağacı (شجرة الجوز).
- بالإنجليزية: Poems of Nazim Hikmet، بترجمة Randy Blasing وMutlu Konuk (Persea Books).
- حياته في سطر: وُلد في سالونيك عام 1902، وسُجن من 1938 إلى 1950، وعاش في المنفى منذ 1951، وتوفي في موسكو عام 1963.
- انتبه: كثير من «اقتباسات ناظم حكمت» على الإنترنت صيغ أُعيدت كتابتها. راجع كتابًا مطبوعًا.
- كاملة: ثماني قصائد منها منشورة كاملة في الأسفل، بالتركية مع ترجمتنا سطرًا بسطر.
القصائد كاملة
افتح قصيدة لتقرأها كاملة. تعرض كل مقطوعة أولًا النص التركي كما رتّبه الشاعر على الصفحة، ثم ترجمتنا سطرًا بسطر. بقينا قريبين من التركية بدل أن نطارد القافية، لتتمكن من متابعة النصين معًا.
1930Kerem Gibi مثل كرم
Hava kurşun gibi ağır!!Bağırbağırbağırbağırıyorum.Koşunkurşunerit--meğeçağırıyorum…الهواء ثقيل كالرصاص!!أصرخأصرخأصرخإنني أصرخ.اركضوا،تعالوانُذيبالرصاص،إني أدعوكم…
O diyor ki bana:– Sen kendi sesinle kül olursun ey!Keremgibiyanayana…“Deeeertçok,hemdertyok”Yürek--lerinkulak--larısağır…Hava kurşun gibi ağır…هو يقول لي:– ستصير رمادًا بصوتك أنت، يا هذا!مثلكرممحترقًامحترقًا…«همووومكثيرة،ومن يشاركني الهمّلا أحد»آذانُالقلوبقدأصابهاالصمم…الهواء ثقيل كالرصاص…
Ben diyorum ki ona:– Kül olayımKeremgibiyanayana.Ben yanmasamsen yanmasanbiz yanmasak,nasılçıkarkaran--lıklaraydın--lığa…وأنا أقول له:– فلأصِرْ رمادًامثلكرممحترقًامحترقًا.إن لم أحترق أنا،إن لم تحترق أنت،إن لم نحترق نحن،فكيفستخرجالظُّلــماتُإلىالنور…
Hava toprak gibi gebe.Hava kurşun gibi ağır.Bağırbağırbağırbağırıyorum.Koşunkurşunerit--meğeçağırıyorum…الهواء حُبلى كالأرض.الهواء ثقيل كالرصاص.أصرخأصرخأصرخإنني أصرخ.اركضوا،تعالوانُذيبالرصاص،إني أدعوكم…
1932Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri العملاق الأزرق العينين، والمرأة الضئيلة، وزهر العسل
O mavi gözlü bir devdi.Minnacık bir kadın sevdi.Kadının hayali minnacık bir evdi,bahçesinde ebrulihanımeliaçan bir ev.كان عملاقًا أزرق العينين.أحبَّ امرأةً ضئيلة.كان حلم المرأة بيتًا ضئيلًا،بيتًا يتفتّح في حديقتهزهرُ العسلالمرقَّش.
Bir dev gibi seviyordu dev.Ve elleri öyle büyük işler içinhazırlanmıştı ki devin,yapamazdı yapısını,çalamazdı kapısınıbahçesinde ebrulihanımeliaçan evin.كان العملاق يحبّ كما يحبّ العملاق.ويدا العملاق أُعدّتا لأعمالٍعظيمةٍ إلى حدّ أنهلم يستطع أن يبني البنيان،لم يستطع أن يطرق بابالبيت الذي يتفتّح في حديقتهزهرُ العسلالمرقَّش.
O mavi gözlü bir devdi.Minnacık bir kadın sevdi.Mini minnacıktı kadın.Rahata acıktı kadınyoruldu devin büyük yolunda.Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,girdi zengin bir cücenin kolundabahçesinde ebrulihanımeliaçan eve.كان عملاقًا أزرق العينين.أحبَّ امرأةً ضئيلة.كانت المرأة ضئيلة ضئيلة.جاعت المرأة إلى الراحة،تعبت في طريق العملاق الكبير.وقائلةً «وداعًا!» للعملاق الأزرق العينين،دخلت، متأبّطةً ذراعَ قزمٍ غنيّ،البيتَ الذي يتفتّح في حديقتهزهرُ العسلالمرقَّش.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:bahçesinde ebrulihanımeliaçan ev…الآن يفهم العملاق الأزرق العينينأنّه لا يصلح حتى قبرًا لحبٍّ في حجم العمالقة:البيتُ الذي يتفتّح في حديقتهزهرُ العسلالمرقَّش…
سجن بورصة، 1945Seni Düşünmek أن أفكر فيكِ
Seni düşünmek güzel şey,ümitli şey,dünyanın en güzel sesindenen güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…Fakat artık ümit yetmiyor bana,ben artık şarkı dinlemek değil,şarkı söylemek istiyorum…التفكير فيكِ شيءٌ جميل،شيءٌ يبعث الأمل،شيءٌ مثل أن يسمع المرء من أجمل صوت في الدنياأجملَ أغنية…لكنّ الأمل لم يعد يكفيني،أنا لم أعد أريد أن أسمع الأغاني،أريد أن أغنّي…
سجن بورصة، 1947–48Yaşamaya Dair عن الحياة
1
Yaşamak şakaya gelmez,büyük bir ciddiyetle yaşayacaksınbir sincap gibi mesela,yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,yani bütün işin gücün yaşamak olacak.العيش ليس مزحة،ستعيش بجدّيّة كبيرةكالسنجاب مثلًا،أعني دون أن تنتظر شيئًا خارج الحياة ولا وراءها،أعني أن يكون شغلك كلّه أن تعيش.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,yani o derecede, öylesine ki,mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,yahut kocaman gözlüklerin,beyaz gömleğinle bir laboratuvardainsanlar için ölebileceksin,hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,hem de en güzel en gerçek şeyinyaşamak olduğunu bildiğin halde.ستأخذ العيش على محمل الجدّ،أعني إلى درجة، إلى حدّ أنك،مثلًا، ويداك مقيّدتان خلف ظهرك، وظهرك إلى الجدار،أو بنظّارتك الكبيرة،وبقميصك الأبيض في مختبرستقدر أن تموت من أجل الناس،بل من أجل أناس لم ترَ حتى وجوههم،بل دون أن يجبرك أحد على ذلك،بل وأنت تعرف أن أجمل الأشياء وأكثرها حقيقةًهو أن تعيش.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,yaşamak yanı ağır bastığından.أعني أنك ستأخذ العيش على محمل الجدّ إلى حدّ أنكحتى في السبعين، مثلًا، ستغرس الزيتون،لا لكي يبقى للأولاد أو ما شابه،بل لأنك، وأنت تخاف الموت، لا تؤمن بالموت،لأنّ كفّة الحياة أرجح.
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,yani, beyaz masadan,bir daha kalkmamak ihtimali de var.Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederinibiz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğizen son ajans haberlerini.لنقل إننا مرضى بحاجة إلى جراحة خطيرة،أعني أننا، عن الطاولة البيضاء،قد لا ننهض ثانيةً، وهذا محتمل أيضًا.ومع أنه لا يمكن ألّا نحسّ بحزن الرحيل المبكر قليلًافسنضحك مع ذلك على نكتة البكتاشي التي تُروى،وسننظر من النافذة لنرى أتمطر الدنيا،أو سننتظر بفارغ الصبرآخرَ أخبار الوكالة.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,diyelim ki, cephedeyiz.Daha orda ilk hücumda, daha o günyüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,fakat yine de çıldırasıya merak edeceğizbelki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.لنقل إننا، من أجل شيء يستحقّ القتال،لنقل إننا على الجبهة.هناك، في الهجوم الأول، في ذلك اليوم نفسه،قد نسقط على وجوهنا ونموت.سنعرف هذا بحنقٍ غريب،لكننا سنظلّ نتحرّق حدّ الجنون لنعرفنهاية الحرب التي قد تدوم سنين.
Diyelim ki hapisteyiz,yaşımız da elliye yakın,daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıylayani, duvarın ardındaki dışarıyla.لنقل إننا في السجن،وأعمارنا تقارب الخمسين،وبقي ثمانية عشر عامًا أخرى حتى يُفتح الباب الحديدي.سنعيش مع ذلك مع العالم في الخارج،مع ناسه وحيواناته، مع نضاله ورياحه،أعني مع الخارج الذي وراء الجدار.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalımhiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…أعني، كيفما كنّا وأينما كنّاينبغي أن نعيش كأنّ الموت لن يأتي أبدًا…
3
Bu dünya soğuyacak,yıldızların arasında bir yıldız,hem de en ufacıklarından,mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,yani bu koskocaman dünyamız.هذا العالم سيبرد،نجمةٌ بين النجوم،بل من أصغرها،ذرّةُ تبرٍ على مخملٍ أزرق، أعني،أعني عالمنا هذا الهائل.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,hatta bir buz yığınıyahut ölü bir bulut gibi de değil,boş bir ceviz gibi yuvarlanacakzifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.هذا العالم سيبرد ذات يوم،لا ككومةٍ من الجليد حتىولا كسحابةٍ ميتة،بل سيتدحرج مثل جوزةٍ فارغةفي الظلام الدامس، بلا نهاية.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,duyulacak mahzunluğu şimdiden.Böylesine sevilecek bu dünya“Yaşadım” diyebilmen için…من الآن سيُكابَد ألمُ هذا،ومن الآن سيُحَسّ حزنُه.إلى هذا الحدّ ينبغي أن يُحَبّ هذا العالملكي تستطيع أن تقول «عشتُ»…
1956Kız Çocuğu طفلة
Kapıları çalan benimkapıları birer birer.Gözünüze görünememgöze görünmez ölüler.أنا التي أطرق الأبوابالأبوابَ بابًا بابًا.لا أستطيع أن أظهر لعيونكمفالموتى لا تراهم العيون.
Hiroşima’da ölelioluyor bir on yıl kadar.Yedi yaşında bir kızım,büyümez ölü çocuklar.منذ مُتُّ في هيروشيمامرّت عشر سنين أو نحوها.أنا طفلة في السابعة،والأطفال الموتى لا يكبرون.
Saçlarım tutuştu önce,gözlerim yandı kavruldu.Bir avuç kül oluverdim,külüm havaya savruldu.اشتعل شعري أولًا،واحترقت عيناي وتفحّمتا.صرتُ في لحظة حفنةَ رماد،وتطاير رمادي في الهواء.
Benim sizden kendim içinhiçbir şey istediğim yok.Şeker bile yiyemez kikağıt gibi yanan çocuk.أنا لا أريد منكم لنفسيأيَّ شيء.فلا يستطيع حتى أن يأكل الحلوىطفلٌ يحترق كالورق.
Çalıyorum kapınızı,teyze, amca, bir imza ver.Çocuklar öldürülmesinşeker de yiyebilsinler.أطرق بابكم،يا خالة، يا عمّ، وقِّعوا لي.كي لا يُقتل الأطفالوكي يأكلوا الحلوى أيضًا.
بالتشيك، 1957Ceviz Ağacı شجرة الجوز
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.رأسي غيمٌ يزبد زبدًا، وداخلي وخارجي بحر،أنا شجرة جوز في حديقة غولهانه،شجرة جوز عجوز، كلّها عُقَد، كلّها شقوق.لا أنتِ تدرين بهذا، ولا الشرطة تدري.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.أنا شجرة جوز في حديقة غولهانه.أوراقي تتلألأ كالسمك في الماء.أوراقي رقيقة شفّافة كمناديل الحرير،اقطفي واحدة، يا وردتي، وامسحي دموع عينيك.أوراقي يداي، لي مئة ألف يد بالتمام.بمئة ألف يد ألمسكِ، وألمس إسطنبول.أوراقي عيناي، أنظر بدهشة.بمئة ألف عين أتأمّلكِ، وأتأمّل إسطنبول.كمئة ألف قلب تخفق، تخفق أوراقي.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.أنا شجرة جوز في حديقة غولهانه.لا أنتِ تدرين بهذا، ولا الشرطة تدري.
برلين الشرقية، 1961Otobiyografi سيرة ذاتية
1902’de doğdumdoğduğum şehre dönmedim bir dahageriye dönmeyi sevmemüç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettimon dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliğikırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğuve on dördümden beri şairlik ederimوُلدتُ عام 1902لم أعد قطّ إلى المدينة التي وُلدتُ فيهالا أحبّ العودة إلى الوراءفي الثالثة كنتُ حفيدَ باشا في حلبفي التاسعة عشرة طالبًا في الجامعة الشيوعية في موسكوفي التاسعة والأربعين ضيفًا على اللجنة المركزية للحزب في موسكو ثانيةًومنذ الرابعة عشرة وأنا أمتهن الشعر
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilirben ayrılıklarınkimi insan ezbere sayar yıldızların adınıben hasretlerinبعض الناس يعرفون أنواع الأعشاب وبعضهم أنواع الأسماكوأنا أنواع الفراقبعض الناس يعدّون أسماء النجوم عن ظهر قلبوأنا أسماء الأشواق
hapislerde de yattım büyük otellerde deaçlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidirنمتُ في السجون وفي الفنادق الكبيرة أيضًاجعتُ بل أضربتُ عن الطعام أيضًا ويكاد لا يكون طعامٌ لم أذقه
otuzumda asılmamı istedilerkırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesiniverdiler deotuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonuelli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ’dan Havana’yaفي الثلاثين أرادوا شنقيوفي الثامنة والأربعين أن أُمنح ميدالية السلامومنحوني إياهافي السادسة والثلاثين قطعتُ في نصف عام أربعة أمتار مربعة من الإسمنتفي التاسعة والخمسين طرتُ في ثماني عشرة ساعة من براغ إلى هافانا
Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924’de961’de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdırلم أرَ لينين وقفتُ حارسًا عند نعشه في 924في 961 كان الضريح الذي زرته كتبَه
partimden koparmağa yeltendiler benisökmediyıkılan putların altında da ezilmedimحاولوا أن ينتزعوني من حزبيلم يفلحواولم أُسحق تحت الأصنام التي هوت
951’de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün52’de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümüفي 951 مشيتُ في البحر مع صديق شاب نحو الموتفي 52 انتظرتُ الموت أربعة أشهر مستلقيًا على ظهري بقلبٍ متصدّع
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandımşu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bilealdattım kadınlarımıkonuşmadım arkasından dostlarımınغرتُ على النساء اللواتي أحببتهنّ غيرةَ المجنونلم أحسد ولو قيد أنملة حتى تشارلي تشابلنخنتُ نسائيلم أتكلّم من وراء ظهور أصدقائي
içtim ama akşamcı olmadımhep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu banaشربتُ لكنني لم أصِر ممّن يشربون كلّ مساءدائمًا كسبتُ خبزي بعرق جبيني يا لسعادتي
başkasının hesabına utandım yalan söyledimyalan söyledim başkasını üzmemek içinama durup dururken de yalan söyledimخجلتُ نيابةً عن غيري كذبتُكذبتُ كي لا أُحزن غيريلكنني كذبتُ أيضًا بلا سبب
bindim tirene uçağa otomobileçoğunluk binemiyoroperaya gittimçoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanınçoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21’den bericamiye kiliseye tapınağa havraya büyücüyeama kahve falıma baktırdığım olduركبتُ القطار والطائرة والسيارةأكثر الناس لا يستطيعون ركوبهاذهبتُ إلى الأوبراأكثر الناس لا يستطيعون الذهاب بل لم يسمعوا حتى بالأوبراوبعض الأماكن التي يذهب إليها أكثر الناس لم أذهب إليها منذ 21المسجد الكنيسة المعبد الكنيس الساحرلكن حدث أن قُرئ لي فنجان قهوتي
yazılarım otuz kırk dilde basılırTürkiye’mde Türkçemle yasakكتاباتي تُطبع في ثلاثين أو أربعين لغةفي تركياي بلغتي التركية ممنوعة
kansere yakalanmadım dahayakalanmam da şart değilbaşbakan filân olacağım yokmeraklısı da değilim bu işinbir de harbe girmedimsığınaklara da inmedim gece yarılarıyollara da düşmedim pike yapan uçakların altındaama sevdalandım altmışıma yakınsözün kısası yoldaşlarbugün Berlin’de kederden gebermekte olsam dainsanca yaşadım diyebilirimve daha ne kadar yaşarımbaşımdan neler geçer dahakim bilir.لم يُصبني السرطان بعدوليس شرطًا أن يصيبنيلن أصبح رئيس وزراء أو ما شابهولستُ مولعًا بهذا العمل أصلًاثم إنني لم أخض حربًاولم أنزل إلى الملاجئ في منتصف الليلولم أهِم في الطرقات تحت طائرات تنقضّلكنني عشقتُ وأنا على مشارف الستينخلاصة القول أيها الرفاقحتى لو كنتُ اليوم في برلين أنفق كمدًاأستطيع أن أقول إنني عشتُ كإنسانوكم سأعيش بعدوماذا سيجري لي أيضًامن يدري.
1962Vatan Haini خائن الوطن
“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amiraliAmerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.“Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi HikmetNâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”«ناظم حكمت ما زال يواصل خيانته للوطن.نحن شبه مستعمرة للإمبريالية الأمريكية، قال حكمت.ناظم حكمت ما زال يواصل خيانته للوطن.»ظهر هذا في جريدة من أنقرة، على ثلاثة أعمدة، بحروف سوداء حالكة تصرخ،في جريدة من أنقرة، وإلى جانبه صورة الأميرال ويليامسونيضحك على مساحة 66 سنتيمترًا مربعًا، وفمه إلى أذنيه، الأميرال الأمريكيأمريكا منحت ميزانيتنا 120 مليون ليرة، 120 مليون ليرة.«نحن شبه مستعمرة للإمبريالية الأمريكية، قال حكمتناظم حكمت ما زال يواصل خيانته للوطن.»
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurthainiyim, ben vatan hainiyim.Vatan çiftliklerinizse,kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,ben vatan hainiyim.Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.نعم، أنا خائن للوطن، إن كنتم أنتم الوطنيين، إن كنتم أنتم محبّي البلاد، فأنا خائنٌللبلاد، أنا خائن للوطن.إن كان الوطن مزارعَكم،إن كان الوطن ما في خزائنكم ودفاتر شيكاتكم،إن كان الوطن أن نهلك جوعًا على جوانب الطرق،إن كان الوطن أن نرتجف كالكلاب في البرد ونتلوّى من الملاريا في الصيف،إن كان الوطن أن تشربوا دمنا الأحمر في مصانعكم،إن كان الوطن مخالبَ آغاواتكم،إن كان الوطن كتابَ التعاليم الدينية ذا الحِراب، إن كان الوطن هراوةَ الشرطي،إن كانت مخصّصاتكم ورواتبكم هي الوطن،إن كان الوطن القواعدَ الأمريكية، والقنبلةَ الأمريكية، ومدافعَ الأسطول الأمريكي،إن كان الوطن ألّا ننجو أبدًا من ظلامنا العفن،فأنا خائن للوطن.اكتبوها على ثلاثة أعمدة بحروف سوداء حالكة تصرخ:ناظم حكمت ما زال يواصل خيانته للوطن.
أين كتبها
عبر في حياته بحرًا واحدًا مرارًا. تتبع رحلته على الخريطة، من المدينة التي وُلد فيها إلى المدينة التي توفي فيها.

- 1902 · سالونيكوُلد في 15 يناير 1902 في سالونيك، التي كانت آنذاك مدينة عثمانية، وهي اليوم في اليونان. لم يعد إليها قط.
- 1915–1921 · إسطنبول والأناضولدرس في المدرسة البحرية في هيبلي أدا، إحدى جزر الأمراء، حتى أنهى اعتلال صحته مسيرته في البحرية. وفي 1921 عبر إلى الأناضول للانضمام إلى الكفاح الوطني، ودرّس في مدرسة في بولو.
- 1922–1924 · موسكودرس في الجامعة الشيوعية لكادحي الشرق، وتعرّف إلى الشعر الحر الجديد في روسيا الثورية. عاد يكتب بالتركية بأسلوب لم يسبقه إليه أحد.
- 1928–1938 · إسطنبولعاد خلسة إلى تركيا بجواز سفر مزور عام 1928، واعتُقل عند الحدود. واصلت كتبه الصدور، بدءًا من 835 Satır عام 1929. وتواصلت المحاكمات أيضًا.
- 1938–1950 · إسطنبول، تشانقري، بورصةأصدرت محاكم عسكرية بحقه أحكامًا طويلة بالسجن عام 1938. نُقل من إسطنبول إلى تشانقري، ثم إلى سجن بورصة، وهناك كتب أجمل قصائد حبه وملحمته.
- 1951 · البحر الأسودبعد عام من إطلاق سراحه، غادر إسطنبول في زورق بمحرك يوم 17 يونيو 1951، ووصل إلى موسكو عبر رومانيا.
- 1957 · بالتشيك، بلغارياعلى ساحل البحر الأسود في بلغاريا، متجهًا بنظره نحو الوطن، وضع على قصيدة شجرة الجوز تاريخ 1 يوليو 1957.
- 1963 · موسكوتوفي بأزمة قلبية في موسكو يوم 3 يونيو 1963، عن عمر 61 عامًا، ويرقد في مقبرة نوفوديفيتشي.
اثنا عشر عامًا في السجن: حب من زنزانة
في 1938 حكمت عليه محكمتان عسكريتان بالسجن 15 عامًا، ثم 20 عامًا إضافية، بتهمة تحريض طلاب الكليات العسكرية على التمرد؛ وخُفض المجموع لاحقًا إلى 28 عامًا و4 أشهر. نُقل من إسطنبول إلى تشانقري عام 1940، ثم إلى سجن بورصة في ديسمبر من ذلك العام. وفي بورصة كتب معظم القصائد التي يقتبسها الناس اليوم.

كتب إلى زوجته بيرايه ومن أجلها، وكان قد تزوجها عام 1935. تحمل Seni Düşünmek تاريخ 30 سبتمبر 1945. ثم جاءت Yaşamaya Dair في 1947–48: الحياة أمر جاد، كما تقول القصيدة، حتى إن كنت في السجن وقد قاربت الخمسين. وفي مايو 1949 جاءت قصيدة النصائح لكل من ينتظره حكم طويل بالسجن.
منحه السجن وقتًا، فاستثمره في قصائد عن ألّا يهدر المرء وقته.
بدأ كتّاب وفنانون في الخارج حملة لإطلاق سراحه عام 1949. وفي 8 أبريل 1950 بدأ إضرابًا عن الطعام. خرج في 15 يوليو 1950 بموجب عفو عام، بعد أكثر من اثني عشر عامًا. وفي نوفمبر من ذلك العام، منحه مجلس السلام العالمي جائزة السلام؛ وتسلمها بابلو نيرودا نيابة عنه.
شجرة الجوز وحكايات مغلوطة أخرى
تبدأ Ceviz Ağacı برأسه سحابة تزبد، والبحر في داخله وخارجه، ثم يتحول إلى شجرة جوز في حديقة غولهانه، بجوار قصر طوب قابي، لا يلتفت إليها أحد. إنها أحب قصائده عن الوطن، وأكثرها ارتباطًا بالحكايات. اضغط على بطاقة للتحقق منها.
«كتب شجرة الجوز وهو يختبئ من الشرطة في حديقة غولهانه».
لا. تحمل القصيدة تاريخ 1 يوليو 1957، في بالتشيك ببلغاريا، بعد ست سنوات من بدء منفاه. حديقة غولهانه هي المكان الذي يتخيل نفسه فيه، وليست المكان الذي جلس فيه. تتبع teyit.org حكاية الاختباء، ولم يجد ما يسندها.
«وُلد في إسطنبول».
وُلد في سالونيك، التي كانت آنذاك مدينة عثمانية، يوم 15 يناير 1902. ويقول في قصيدة سيرة ذاتية إنه لم يعد قط إلى المدينة التي وُلد فيها.
«دُفن في تركيا».
قبره في مقبرة نوفوديفيتشي في موسكو، حيث توفي عام 1963. ولا يزال القبر هناك.
ومع ذلك، تستحق حديقة غولهانه الحقيقية التنزه فيها: فهي تمتد نزولًا من قصر طوب قابي نحو الماء، وتظلل أشجارها العتيقة الممرات.
1951: الزورق وجواز السفر
بعد أن استعاد حريته، غادر في 17 يونيو 1951. حمله زورق صغير بمحرك من البوسفور إلى البحر الأسود؛ ومن هناك سافر عبر رومانيا إلى موسكو. ترك وراءه ابنه محمد، الذي وُلد في مارس من ذلك العام، وأم الطفل منوّر.

أمضى سنواته الاثنتي عشرة الأخيرة مقيمًا في موسكو ومتنقلًا في رحلات كثيرة، وظل يكتب عن تركيا: Ceviz Ağacı في بلغاريا، وOtobiyografi في برلين الشرقية، وVatan Haini ردًا على صحيفة وصفته بالخائن.
الجنسية
1951 → 2009
جرّده مجلس الوزراء من جنسيته التركية في 25 يوليو 1951. وأعادها إليه قرار لمجلس الوزراء صدر في 5 يناير 2009، ونُشر في الجريدة الحكومية التركية يوم 10 يناير، بعد 46 عامًا من وفاته.
الأعمال الطويلة، لوقت لاحق
بعد أن تأسرك القصائد القصيرة، إليك الأعمال الكبرى. كتب اثنين منها في السجن، ومن بينهما أطول أعماله.
Memleketimden İnsan Manzaraları
مشاهد بشرية من بلادي: رحلة بالقطار عبر تركيا في سنوات الحرب، يرويها من خلال مئات الناس العاديين. كتبها في السجن.
Kuvâyi Milliye
القوات الوطنية: حرب الاستقلال من منظور الناس البسطاء، يرويها قرويون وسائقو عربات وجنود بدلًا من الجنرالات. كتبها في السجن أيضًا.
Şeyh Bedreddin Destanı
ملحمة الشيخ بدر الدين (1936): متمرد من القرن الخامس عشر، وأتباعه، وهزيمتهم. آخر كتاب له طُبع في تركيا خلال حياته.
اقرأ له بالإنجليزية
ترجم Randy Blasing وMutlu Konuk كلا الإصدارين الصادرين عن Persea. ابدأ بالقصائد المختارة، ثم الملحمة المذكورة أعلاه، بترجمة الفريق نفسه (وتقديم Edward Hirsch)؛ وأضف سيرة لحياته حين ترغب في معرفة القصة وراء هذه الأعمال.
Poems of Nazim Hikmet
بترجمة Randy Blasing وMutlu Konuk، وتقديم Carolyn Forché. الطبعة الثانية المنقحة والموسعة هي أفضل مختارات له بالإنجليزية في مجلد واحد.
Nâzım Hikmet: The Life and Times of Turkey’s World Poet
سيرة بقلم Mutlu Konuk Blasing، ممن ترجموا أعماله (2013).
Romantic Communist
Romantic Communist: The Life and Work of Nazım Hikmet، بقلم Saime Göksu وEdward Timms (1999). العبارة عنوان الكتاب، وليست لقبًا قديمًا له.
للشعر التركي الأقدم بلغة واضحة، انظر دليلنا إلى قصائد يونس إمره.
أسئلة القراء
ما أشهر قصيدة لناظم حكمت؟
لا توجد إجابة واحدة. في تركيا، تُعد Ceviz Ağacı (شجرة الجوز)، وSeni Düşünmek، وYaşamaya Dair (عن العيش) من أكثر قصائده اقتباسًا.
لماذا سُجن؟
في 1938 أدانته محاكم عسكرية بتحريض طلاب الكليات العسكرية التابعة للجيش والبحرية على التمرد. وكان الدليل الرئيسي أن الطلاب يقرؤون قصائده. قضى أكثر من اثني عشر عامًا في السجن، من 1938 إلى 1950، وأُطلق سراحه بعفو بعد إضراب عن الطعام وحملة قادها كتّاب في الخارج.
هل ظل مواطنًا تركيًا حتى وفاته؟
لا. جرّدته الحكومة من جنسيته في 25 يوليو 1951، بعد أسابيع من مغادرته. وأعادها إليه قرار لمجلس الوزراء صدر في 5 يناير 2009، ونُشر في الجريدة الحكومية التركية يوم 10 يناير 2009، بعد 46 عامًا من وفاته.
أين دُفن؟
في مقبرة نوفوديفيتشي في موسكو. توفي في موسكو يوم 3 يونيو 1963، عن عمر 61 عامًا.
من كانت بيرايه؟
زوجته منذ 1935، والمرأة التي يخاطبها كثير من قصائد حبه في السجن، ومنها Seni Düşünmek. أما شريكاته الأخريات فهن نزهت، ولينا يورتشينكو، ومنوّر، أم ابنه محمد (المولود عام 1951)، وفيرا تولياكوفا في سنواته الأخيرة.
هل يمكنني قراءة القصائد كاملة بالتركية؟
نعم. ثمانٍ من القصائد العشر منشورة كاملة في هذه الصفحة، ومع كل منها ترجمتنا سطرًا بسطر. كثير من النسخ على الإنترنت فيها أخطاء، فقارن ما تجده بمجموعة مطبوعة.
المصادر
اعتمدنا تواريخ القصائد المطبوعة تحتها في أعماله الكاملة. وحين اختلفت المصادر على تاريخ قصيدة، استبعدناها. والترجمات العربية للقصائد من وضعنا، سطرًا بسطر عن التركية. استبعدنا الادعاءات التي لم نستطع تأكيدها، ومنها حكاية الاختباء في غولهانه، وعدة اقتباسات تُتداول على الإنترنت باسمه.
- Nâzım Hikmet: سيرة حياته — مؤسسة Nâzım Hikmet للثقافة والفنون، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Nâzım Hikmet — ويكيبيديا التركية، مع تواريخ المحاكم والسجون والجريدة الحكومية التركية التي تستشهد بها، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Nâzım Hikmet şiirleri listesi (قائمة القصائد مع تواريخها) — ويكيبيديا التركية، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Nazım Hikmet ve Ceviz Ağacı şiiri iddiası — تحقق من الحقائق لدى teyit.org، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Poems of Nazim Hikmet، ترجمة Randy Blasing وMutlu Konuk — Persea Books، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Human Landscapes from My Country — Persea Books، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Mutlu Konuk Blasing — Academy of American Poets، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Romantic Communist: The Life and Work of Nazım Hikmet — Hurst Publishers، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
- Nazim Hikmet — Academy of American Poets، جرت المراجعة في 9–10 أكتوبر 2026
رُسمت هذه الصور التوضيحية لهذا الدليل. وهي لا تُظهر ناظم حكمت ولا أي شخص حقيقي.





