Eskişehir Tarihi: Dorylaeum’dan Modern Öğ...
0% 5 dk kaldı
اسکی معروف قدیمی
|

Eskişehir Tarihi: Dorylaeum’dan Modern Öğrenci Kentine Yolculuk

5 dk okuma Güncellendi: Aralık 28, 2025

Eskişehir tam anlamıyla bir tezatlar şehridir. Bugün Porsuk Çayı kenarındaki cıvıl cıvıl sokaklarda yürürken, kendinizi Venedik veya Amsterdam’da gibi hissedebilirsiniz. Ancak şehrin adı size gerçeği fısıldar: “Eski Şehir”. Bu genç enerji ile binlerce yıllık tarihin iç içe geçmesi bir tesadüf değil; Anadolu’nun en kritik kavşak noktalarından birinde, 4.000 yıllık bir hayatta kalma mücadelesinin sonucudur.

Eskişehir tarihi, sadece hükümdarların kronolojik bir sıralaması değildir. Bu, Friglerden Osmanlılara ve modern Cumhuriyete kadar her seferinde yıkılan, yanan ama her defasında küllerinden yeniden doğan inatçı bir şehrin hikayesidir.

Eskişehir'in tarihi bir görünümü

Antik Kökler: Dorylaeum (M. Ö. Dönem)

Burası Eskişehir adını almadan çok önce, Dorylaeum olarak biliniyordu. Tarihçiler bölgedeki ilk yerleşimleri günümüzden yaklaşık 4.000 yıl öncesine dayandırsa da, ilk organize şehir yapısı M. Ö. 8. yüzyılda Frigler döneminde şekillendi.

Şehrin stratejik önemi o dönemde de hayatiydi. Ticaret yollarının kesişim noktasında olması ve şifalı termal suları, burayı her dönem cazibe merkezi yaptı. Tıpkı komşu şehir Kütahya: Çini Sanatının ve Termal Suların Başkenti rehberimizde bahsettiğimiz gibi, bu coğrafyanın altı kaynayan bir şifa deposudur. Şarhöyük kazıları, Hititlerin M. Ö. 1460 civarında burada varlık gösterdiğini kanıtlıyor. Dorylaeum sakin bir kasaba değil; Romalılar ve Bizanslılar tarafından askeri ve lojistik üs olarak kullanılan işlek bir ticaret merkeziydi.

Eskişehir antik tarihinden kalıntılar

Sultanönü: Türk Hakimiyetine Geçiş

Selçukluların 11. yüzyılın sonlarında (yaklaşık 1074) Anadolu’ya girişiyle bölgenin kaderi değişti. Şehir, Sultanönü adıyla anılmaya başlandı. Ancak burası sadece bir idari merkez değil, aynı zamanda kültürel bir mayalanma sahasıydı.

Bölgenin manevi kimliği bu dönemde oluştu. Mezarı hemen yakındaki Mihalıçcık’ta bulunan büyük halk ozanı Yunus Emre, Türkçeyi ve tasavvufu burada halkın diline indirdi. Onun hümanizm ve aşk üzerine yazdığı şiirler, bugün bile Anadolu kültürünün omurgasını oluşturuyor.

Bizans döneminde Eskişehir

Osmanlı İmparatorluğu’nun Beşiği

Eskişehir, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda genellikle gözden kaçırılan ama kilit bir role sahiptir. 1288 yılında hanedanın kurucusu Osman Gazi, şehrin güneybatısındaki Bizans kalesi Karacahisar‘ı fethetti. Bu, genç Osmanlı Beyliği’nin ilk büyük askeri zaferlerinden biriydi ve Anadolu’daki hakimiyetin ilk sinyaliydi.

Osman Gazi burada bir cihan imparatorluğunun temellerini atarken, bölge ticari açıdan da gelişmeye başladı. Tıpkı tarihi İpek Yolu üzerindeki komşusu Bursa’da Alışveriş Rehberi yazımızda detaylandırdığımız hanlar bölgesi gibi, Eskişehir de ticaretin nabzının attığı bir durak haline geldi. Ancak asıl büyük değişim, 19. yüzyılda gelecek olan sanayi devrimiyle yaşanacaktı.

Eskişehir'den eski bir fotoğraf

Kırılma Noktası: Demiryolu ve Modernite

Modern Eskişehir’in asıl doğuşu savaş meydanlarında değil, tren rayları üzerinde gerçekleşti. 19. yüzyılın sonunda şehir, ünlü Berlin Bağdat hattının bir parçası olan Anadolu Demiryolları‘nın merkezi bir durağı haline geldi. Bu gelişme, tarım kasabasını lojistik bir kalbe dönüştürdü.

Kurulan devasa tamir atölyeleri (bugünkü adıyla Tülomsaş), şehre sanayi kültürünü ve nitelikli iş gücünü getirdi. 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen göç dalgasıyla birleşince, Eskişehir’in demografik yapısı tamamen değişti. Şehir artık kozmopolit, sanayileşen ve yüzünü batıya dönen bir kimlik kazandı.

Eskişehir'de demiryolu ve gelişimi

Yıkım ve Diriliş: Kurtuluş Savaşı

Kurtuluş Savaşı (1919-1923), şehrin tarihindeki en karanlık ama aynı zamanda en onurlu sayfadır. Stratejik demiryolu kavşağı olması nedeniyle şehir şiddetli çatışmalara sahne oldu. Temmuz 1921’de Eskişehir, Yunan işgali altına girdi.

Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki ordunun 2 Eylül 1922‘de şehri kurtarması büyük bir zaferdi, ancak bedeli çok ağır oldu. İşgalci güçler geri çekilirken arkalarında bir enkaz bıraktı: Binlerce bina yakıldı ve altyapı çöktü. Tarihi kayıtlar 10.000’den fazla evin yok olduğunu yazar. Bugün gezdiğimiz “Modern Eskişehir”, aslında bu yıkımın ardından sıfırdan inşa edilmiş bir cumhuriyet mucizesidir.

Kurtuluş Savaşı'nda Eskişehir

Cumhuriyet ve Öğrenci Kenti Eskişehir

1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Eskişehir resmen il oldu ve modern bir metropol olma yolculuğu başladı. Şehir, sanayi mirasını ve merkezi konumunu kullanarak kendini yeniden icat etti. Bugün ise Türkiye’nin en bilinen üniversite şehri unvanını elinde tutuyor.

Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi ile yüz binlerce gence ev sahipliği yapan şehir, bu sayede eşsiz ve özgürlükçü bir atmosfere kavuştu. Eğitimin yanı sıra, yüzyıllardır toprağın altından çıkarılan ve “Beyaz Altın” olarak bilinen Lületaşı işlemeciliği de şehrin sanat damarlarını beslemeye devam ediyor. Eğer bu şehri ziyaret etmeyi planlıyorsanız, Türkiye Resmi Tatil Takvimi 2026 rehberimize göz atarak seyahatinizi uzun hafta sonlarına denk getirebilirsiniz.

Eskişehir, tarihin sadece müzelerde yaşamadığının kanıtıdır. Frig vadilerinden Kurtuluş Savaşı siperlerine ve bugünkü yüksek hızlı trenlere kadar uzanan bu süreç, Anadolu’nun direnme ve yenilenme gücünün canlı bir örneğidir.

Modern Eskişehir

Similar Posts