Osmanlı ve ABD: Gizli Antlaşmalar ve Derin Dipl...
0% 7 dk kaldı
Comprehensive Guide to the Unexplored Ties Between the Ottoman Empire and The USA

Osmanlı ve ABD: Gizli Antlaşmalar ve Derin Diplomasi (1797-1927)

7 dk okuma Güncellendi: Aralık 27, 2025

Bugün Neden Önemli? Türkiye ve ABD arasındaki stratejik ortaklık, genellikle NATO dönemiyle başlayan modern bir fenomen olarak algılanır. Oysa bu ilişkinin kökleri çok daha derine, 1830’da yapılan gizli bir silah anlaşmasına ve 1797’deki ilk Amerikan ticaret seferine kadar uzanır. Bugünün jeopolitiğini gerçekten anlamak istiyorsanız, bir Osmanlı Padişahı’nın Amerikan İç Savaşı’nda neden Abraham Lincoln’ün tarafını tuttuğunu bilmeniz gerekir.

Osmanlı İmparatorluğu ve ABD Tarihi Haritası

I. Giriş: Tütün ve İncirden Çok Daha Fazlası

Sadece tarihleri alt alta sıralayan sıkıcı ders kitaplarını bir kenara bırakın. Bâb ı Âli ile genç Amerikan Cumhuriyeti arasındaki ilişki, casusluk romanlarını aratmayan diplomatik bir gerilimdi. Konu sadece ticaret değildi; korsanlığa karşı korunma, Karadeniz’e erişim ve Avrupa güçlerinin kıskançlıkla izlediği teknolojik bir alışveriş söz konusuydu. İdeolojiden ziyade pragmatizme dayalı bu ittifakın perde arkasına bakıyoruz.

II. Osmanlı İmparatorluğu: Boğaz’daki Dev

Bu dinamikleri anlamak için önce sahnedeki aktörlerin sıkletini kavramalıyız. 1299 ile 1922 yılları arasında Osmanlı, sadece bir devlet değil, başlı başına bir dünya düzeniydi (Nizam ı Alem). Üç kıtadaki ticaret yollarını ve kutsal mekanları kontrol ediyordu.

  • Jeopolitik Güç: İstanbul’daki merkezi otorite ile bölgesel özerklik arasındaki dengeyi ustalıkla yöneten bir imparatorluk.
  • Avrupa’nın ‘Hasta Adamı’ mı? Bu tamamen Batı’nın uydurduğu bir klişe. 19. yüzyılda İmparatorluk, Avrupa’nın baskısına direnmek için ABD gibi yeni aktörlerle modern ittifaklar arayan, reformist ve aktif bir oyuncuydu.

III. ABD: Genç ve Hırslı Meydan Okuyucu

1776’dan sonra ABD açtı. Yeni pazarlara ve uluslararası tanınmaya açtı. Ancak İngiliz donanmasının koruması olmadan, Amerikan ticaret gemileri Akdeniz’de, kağıt üzerinde Osmanlı’ya bağlı olan Garp Ocakları korsanları için kolay birer avdı. İzmir’e (Smyrna) giden yol, sadece bir ticaret macerası değil, Amerikan ticaret filosu için bir ulusal güvenlik ve hayatta kalma meselesiydi.

IV. Diplomatik İlişkiler: 1830 Kırılması

A. İlk Temas ve “Ann” Gemisi

Resmi büyükelçilerden çok önce köprüleri tüccarlar kurdu. Henüz 1797 yılında, Kaptan Benjamin Hodges yönetimindeki Salem bandıralı Ann gemisi İzmir limanına demirledi. Bu, doğrudan ticari ilişkilerin fiili başlangıcıydı. O dönemde İzmir, Batı ile Doğu arasındaki ticaretin kalbiydi; tıpkı bugün turistlerin akın ettiği Efes Antik Kenti çevresinin o zamanlar stratejik bir ticaret hub’ı olması gibi.

B. 1830 Antlaşması ve “Gizli Madde” Gizemi

7 Mayıs 1830‘da ABD ve Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’da ilk Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması’nı imzaladı. Ancak hikayenin tamamı bu değil.

Gizli Hazine: Antlaşma, kamuoyuna açıklanmayan ayrı bir “gizli madde” içeriyordu. Bu madde, Osmanlı İmparatorluğu’nun Amerikan tersanelerinde savaş gemisi inşa ettirmesine ve gemi yapımı için kereste ithal etmesine izin veriyordu. Bugün modern Türkiye’nin Sefine Tersanesi gibi tesislerde kendi mega yapılarını inşa etme vizyonu, aslında köklerini bu tür erken dönem teknoloji transferi çabalarından alır. Her ne kadar ABD Senatosu antlaşmayı onaylarken bu gizli maddeyi anayasal gerekçelerle reddetmiş olsa da, bu girişim iki ülke arasındaki askeri endüstriyel işbirliği niyetinin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

C. Temsilcilikten Büyükelçiliğe

David Porter, 1831’de İstanbul’daki ilk Maslahatgüzar (Chargé d’Affaires) oldu. Ancak ABD, diplomatik misyonunu resmen Büyükelçilik seviyesine ancak 1906 yılında yükseltti. John G. A. Leishman’ın ilk ABD Büyükelçisi olarak atanması, Washington’un artık Bâb ı Âli’yi eşit bir küresel güç olarak tanıdığının en net sinyaliydi.

Bu süreçler, bürokrasinin o zamanlar da ne kadar ağır işlediğini gösteriyor. Bugün uluslararası ticaret yapanlar, benzer bürokratik engellerle gümrük süreçlerinde karşılaşabiliyor. Neyse ki günümüzde ticaret verilerini analiz etmek, Türkiye dış ticaret endeksleri gibi modern araçlarla çok daha şeffaf hale geldi.

  • Birinci Berberi Savaşı

V. Ticaret: Afyon, Pamuk ve Halılar

Amerikalı tüccarlar İzmir ve İstanbul’da hızla yer edindi. ABD, bitmiş ürünler ve yeni teknolojiler satarken; Osmanlı’nın ihraç ürünleri Amerikan salonlarının baş tacıydı. İncir ve üzümün yanı sıra, Anadolu halıları Amerikan evlerinde lüksün ve dünya görüşünün bir sembolü haline geldi.

Osmanlı-Amerikan ticaret merkezinin temsili çizimi

VI. Kültürel Etki: Gerçekler ve Efsaneler

A. Oryantalizm Rüzgarı

19. yüzyılda Amerika’da bir “Turkerie” (Türk modası) dalgası yaşandı. Moda, mobilya ve sanat, Osmanlı tarzından derinden etkilendi. 1820’de İzmir’e ayak basan ilk Amerikalı misyonerler (Pliny Fisk ve Levi Parsons), Doğu’ya sadece din götürmekle kalmadılar, aynı zamanda İmparatorluktaki yaşam hakkında detaylı raporları da ülkelerine taşıdılar.

B. Kapitol Kubbesi Efsanesi

Şehir efsaneleri arasında en ısrarcı olanlardan biri, ABD Kapitol binasının kubbesinin doğrudan Osmanlı mimarisinden esinlendiğidir. Burada bir küratör hassasiyetiyle yaklaşmalıyız: Mimar Thomas U. Walter, dökme demirden çift kubbeli bir yapı kullandı; bu teknik İslam mimarisindeki kubbelerle yapısal benzerlikler taşır. Ancak resmi belgeler, mimarın öncelikle Londra’daki St. Paul Katedrali ve Paris’teki Panthéon gibi Avrupa örneklerini model aldığını gösteriyor. Benzerlik şaşırtıcı olsa da, bu durum doğrudan bir teknoloji transferinden ziyade, mühendislikteki paralel gelişimin bir sonucudur.

ABD Kapitol Binası Kubbesi

VII. Çatışmalar ve İttifaklar: Amerikan İç Savaşı

İlişkinin gerçek derinliği kriz anlarında belli olur. İngiltere ve Fransa gibi Avrupa güçleri, Amerikan İç Savaşı’nda Konfederasyon (Güney) ile flört ederken, Osmanlı İmparatorluğu tavrını net koydu.

A. Sultan Abdülaziz’in Lincoln Desteği

1862’de Sultan Abdülaziz, Konfederasyon savaş gemilerinin Osmanlı limanlarına girişini ve Güney’e silah satışını yasaklayan bir ferman yayınladı. Bu kararın arkasında siyasi bir realizm yatıyordu: Kendisi de iç isyanlarla uğraşan Osmanlı, prensip olarak devletin birliğini ve merkezi hükümeti (Birlik/Union) savunuyordu. Bu, tarihçilerin sıkça atladığı ama hayati önem taşıyan bir detaydır.

Amerikan İç SavaşıTarihi Deniz Savaşı

VIII. Bitiş ve Yeni Başlangıç (1917-1927)

Birinci Dünya Savaşı ipleri gerdi. 1917’de ABD diplomatik ilişkileri kesti. Ancak Avrupalı müttefiklerinin aksine, ABD hiçbir zaman Osmanlı İmparatorluğu’na resmen savaş ilan etmedi.

Savaşın ardından ve Türk Milli Mücadelesi’nin zaferinden sonra ilişkilerin yeniden tanımlanması gerekiyordu. Halide Edip Adıvar gibi dönemin aydınlarının Amerikan eğitim kurumlarıyla olan bağları bu süreçte köprü vazifesi gördü. ABD Senatosu 1923 Lozan Antlaşması’nı reddedince, diplomatik ilişkiler 17 Şubat 1927‘de Ankara’da Amiral Mark L. Bristol ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey arasında imzalanan pragmatik bir nota değişimi (“Modus Vivendi”) ile yeniden tesis edildi.

IX. Kritik Dönüm Noktaları

  • 1797: Amerikan ticaret gemisi “Ann”in İzmir’e varışı.
  • 1820: İlk Amerikalı misyonerlerin (Pliny Fisk & Levi Parsons) İzmir’e ulaşması.
  • 1830: Ticaret antlaşmasının imzalanması (Savaş gemilerine dair gizli madde dahil).
  • 1831: David Porter’ın İstanbul’daki ilk ABD Maslahatgüzarı olması.
  • 1862: Osmanlı’nın Konfederasyon gemilerine limanlarını kapatması (Kuzey’e destek).
  • 1906: ABD misyonunun Büyükelçilik seviyesine çıkarılması.
  • 1927: Ankara Antlaşması ile diplomatik ilişkilerin tamamen yeniden başlaması.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Osmanlı neden Amerikan İç Savaşı’nda Kuzey’i destekledi?
Kendi içinde bölünme ve ayrılıkçı hareketlerle mücadele eden bir imparatorluk olarak Osmanlı yönetimi, Lincoln’ün birliği koruma mücadelesiyle empati kurdu ve ayrılıkçılığa karşı durdu.

Resmi ilişkiler ne zaman başladı?
İlk resmi antlaşma 7 Mayıs 1830’da imzalandı, ancak fiili ticaret 1797’den beri devam ediyordu.

ABD Osmanlı’ya savaş ilan etti mi?
Hayır. 1917’de diplomatik ilişkiler kesilse de, iki ulus Birinci Dünya Savaşı sırasında hiçbir zaman resmen savaş durumunda olmadı.

Similar Posts